Boşuna Mezar

Uçurumlar aşılmayı bekliyor. Karanlık dağların arasından sabah güneşiyle yola çıktım. Beyazlar içinde, yorulmak bilmeyen ayaklarımla yürüyorum. Otlar ve çiçekler bana eşlik ediyor. Peşimden gelen tohumlar var. Ne çok hafiflemişim! Ne çok yükten kurtulmuşum!

Geldiğim yer derin bir uçurumdu. Dibinde, insanların zümrütlü göl diye bildiği balçık dolu bataklık vardı. Yıldızımın peşinde, ilk terk ettiğim yer o kirli su oldu. Okumaya devam et Boşuna Mezar

Leke His

Günler geçip gidiyor. Anlamsızca sıralı ve sıradan. Bahçemde toprakla uğraşıp oyalanıyorum. Çilekler düne göre biraz daha kırmızı. Yaşam birkaç adım daha ilerlemiş. Bunda bir anlam var mı bilmiyorum.

Çoğu insan gibi ben de yalnız yaşıyorum. Annemden kalan küçük ev ve onu çevreleyen bu mütevazı bahçe bana fazlasıyla yetiyor. Tabii ara sıra bir şeyler değiş tokuş etmek için pazara gittiğim de oluyor, fakat diğer insanlarla başka hiçbir ilişkim yok. Evime gelip giden hiç olmaz. Manzaramdaki kayalıkları ziyaret edenler hariç evimin yakınından bile geçmezler. Bunun için bir nedenleri yoktur. En azından ben bugüne kadar olmadığını sanıyordum. Okumaya devam et Leke His

Kendine Oyun

Yaşam bir çocuk olmalı. Her gün başka bir yüzle sokağa çıkan bir bilge. Ve değişim onun keyifli oyuncağı… O da hazırdır her role.

Tepede bir yerde, çocukların arasındayım. Kuralları keyfi konmuş bir oyun oynuyoruz. Böcek sesleri yanımızda. Nehrin uğultusu, yaşamın kendisi… Aşağıdaysa sıcak mermer kaldı. Giderek ağırlaşıp herkesin üzerine çöken buhar, derme çatma düzen ve sahte huzur. Okumaya devam et Kendine Oyun